Düşük ve bebek kaybı: İslam'da teselli ve sabır
Yas tutmak zayıflık değildir; Allah'ın rahmetine sığınırken kendine de şefkat göster.

Bu yazıyı okuyorsan belki de kalbin çok ağır. Beklediğin, hayal ettiğin, belki adını bile koyduğun bir bebeği kaybettin. Önce şunu söyleyelim: Acın gerçek, yasın meşru ve sen yalnız değilsin. Bu satırlar sana vaaz vermek için değil, yanında oturmak için yazıldı.
Ağlamak imana aykırı değil
Bazen "sabırlı ol, ağlama" denir; sanki gözyaşı teslimiyetin eksikliğiymiş gibi. Oysa Resûlullah, oğlu İbrahim'i kaybettiğinde ağlamıştı. Sahabeden biri şaşırınca şöyle buyurdu (meâlen): "Göz yaşarır, kalp hüzünlenir; ama biz Rabbimizin razı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Ey İbrahim, senin ayrılığına gerçekten üzgünüz." (Buhârî, Cenâiz 43; Müslim, Fezâil 62)
Yani sabır, hissetmemek değildir. Sabır, kalbin kırıkken bile Allah'a küsmemektir. Ağlayabilirsin, yas tutabilirsin, bebeğinden söz edebilirsin. Bunların hiçbiri imanını eksiltmez.
Kur'an'ın teselli dili: "Biz Allah'a aidiz"
Kur'an, kaybı yaşayanlara şöyle seslenir (meâlen): "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar, başlarına bir musibet gelince 'Biz şüphesiz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz' derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır; doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır." (Bakara Suresi, 155-157. ayetler)
Bu ayetlerde iki şey dikkat çekici. Birincisi, sabredenlere "rahmet ve merhamet" vaat ediliyor; yani kaybın tesellisi yine Allah'tan geliyor. İkincisi, "Biz Allah'a aidiz" cümlesi: Bebeğin sana emanetti, asıl sahibine döndü. Bu cümle acıyı silmez; ama acıya bir yön verir.
Bir ayet daha (meâlen): "Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez ..." (Bakara Suresi, 286. ayet) Bugün taşıyamayacağını düşündüğün bu yük, Allah'ın sana güvendiği bir yük.
Evladını kaybedip sabredenler için müjdeler
Resûlullah'ın bu konudaki sözleri, acıyı yaşayan annelere doğrudan bir teselli olarak nakledilmiştir:
Kudsî bir hadiste Allah Teâlâ şöyle buyurur (meâlen): "Mümin kulumun dünyadaki sevdiklerinden birini aldığımda o sabredip sevabını benden beklerse, onun katımdaki karşılığı cennettir." (Buhârî, Rikâk 6)
"Ergenlik çağına gelmeden üç çocuğu ölen her Müslümanı Allah, çocuklara olan rahmeti sebebiyle cennete koyar." (Buhârî, Cenâiz 6; Müslim, Birr 150) Kadın sahabiler "İki çocuk kaybeden?" diye sorunca Resûlullah "İki çocuk da" buyurmuştur. (Buhârî, İlim 36)
Düşük bebekler hakkında da bir rivayet vardır: "Düşük çocuk, annesi onun sevabını Allah'tan beklerse, annesini göbek bağıyla cennete çeker." (İbn Mâce, Cenâiz 57; Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Bu rivayetlerin ortak mesajı net: Allah, evladını kaybeden annenin acısını görüyor ve karşılıksız bırakmıyor. Resûlullah ayrıca şöyle buyurmuştur (meâlen): "Müslümanın başına gelen yorgunluk, hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar her şeyi Allah onun hatalarının bağışlanmasına vesile kılar." (Buhârî, Merdâ; Müslim, Birr)
"Benim yüzümden mi oldu?" Suçluluk duygusuna karşı
Kayıp yaşayan annelerin çoğu kendine aynı soruyu sorar: "O gün yorulmasaydım, o yemeği yemeseydim, daha dikkatli olsaydım..." Bu soru sevginin doğal bir uzantısı; ama cevabı çoğunlukla "hayır"dır. Hekimler, erken dönem düşüklerin büyük çoğunluğunun annenin yaptığı ya da yapmadığı bir şeyden kaynaklanmadığını söyler; aklındaki soruları hekimine açıkça sor, kendi kendine hüküm verme.
Dinî açıdan ise denge şudur: Tedbir bizim görevimiz, sonuç Allah'ın takdiri. Kur'an şöyle der (meâlen): "De ki: Bizim başımıza ancak Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. Müminler yalnız Allah'a güvensinler." (Tevbe Suresi, 51. ayet) Elinden geleni yaptıysan, geri kalanı senin elinde değildi. Elinden gelmeyen bir şey için kendini suçlamak, Allah'ın sana yüklemediği bir yükü sırtlanmaktır.
Bir ayet daha (meâlen): "... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ... Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216. ayet) Bu ayet "üzülme" demiyor; "bilmediğin bir hikmet var" diyor. İkisi farklı şeyler.
Destek almak hem caiz hem gerekli
Yas uzadığında, uyuyamadığında, kendini hiçbir şeyden zevk alamaz hâlde bulduğunda bir psikolog ya da psikiyatra başvurmak dinen hiçbir sakınca taşımaz; tam aksine, bedenin ve ruhun senin üzerindeki hakkıdır. Resûlullah şöyle buyurmuştur (meâlen): "Allah, şifasını da yaratmadığı hiçbir hastalık vermemiştir." (Buhârî, Tıb) Ruhsal yaralar da bu kapsamdadır. Dua ve tedavi birbirinin alternatifi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.
Eşinle konuş; o da kaybetti, o da yas tutuyor; belki farklı gösteriyor. Aynı acıyı yaşamış bir anneyle konuşmak da iyi gelebilir. Diyanet'in Alo 190 hattı dinî sorularında, hastanenin psikososyal destek birimi ise duygusal yükünde yanında olabilir.
Bebeğin için yapabileceklerin
Kaybettiğin bebek için yapabileceğin güzel şeyler var; bunlar yasını bastırmak için değil, sevgini bir yere koyabilmek için:
Ona bir isim ver. Diyanet'e göre doğduktan sonra yaşam belirtisi gösterip vefat eden bebeğe isim verilir, cenaze namazı kılınır; ölü doğan bebek ise yıkanıp kefenlenerek defnedilir ve isim konabilir.
Onun adına bir sadaka ver; bir çocuğun ihtiyacını karşıla.
Dua et: "Rabbim! Bağışla, merhamet et. Sen merhametlilerin en hayırlısısın." (Mü'minûn Suresi, 118. ayet)
Kendine zaman tanı. "Artık geçmesi lazım" diyen olursa dinleme; yasın bir takvimi yoktur.
Kısa özet
Ağlamak ve yas tutmak sabra aykırı değildir; Resûlullah da oğlunu kaybedince ağlamıştır.
Bakara 155-157: Sabredenlere Allah'tan rahmet ve merhamet vardır.
Evladını kaybedip sabreden anneye cennet müjdesi sahih hadislerde yer alır.
Düşüklerin çoğu annenin hatası değildir; tedbir bizden, takdir Allah'tan.
Psikolojik destek almak caizdir ve gerektiğinde ihmal edilmemelidir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; dinî konularda güvendiğin bir hocaya, sağlık konularında hekimine danış.
Kaynaklar
Kur'ân-ı Kerîm: Bakara Suresi 155-157, 216 ve 286. ayetler; Tevbe Suresi 51. ayet; Mü'minûn Suresi 118. ayet (Diyanet İşleri Başkanlığı meâli esas alınmıştır)
Buhârî, Cenâiz 43; Müslim, Fezâil 62 (Hz. İbrahim'in vefatında Resûlullah'ın ağlaması)
Buhârî, Rikâk 6 (kudsî hadis: sevdiğini kaybedip sabredene cennet)
Buhârî, Cenâiz 6; Müslim, Birr 150; Buhârî, İlim 36 (üç ve iki çocuğunu kaybedenler)
İbn Mâce, Cenâiz 57; Ahmed b. Hanbel, Müsned (düşük bebeğin annesini cennete çekmesi)
Buhârî, Merdâ; Müslim, Birr (musibetlerin günahlara kefaret olması)
Buhârî, Tıb (her hastalığın şifası)
Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu — ölü doğan ve düşük bebeklerle ilgili cenaze hükümleri (kurul.diyanet.gov.tr) [KONTROL]
TDV İslâm Ansiklopedisi, "Sabır" ve "Musibet" maddeleri (islamansiklopedisi.org.tr)
Bunlar da İlginizi Çekebilir
Bu İçeriği Paylaş